Trump'un Çıkmazı mı? ABD Tahvil Getirileri %5'e Yaklaşırken Hisse Senetleri, Altın ve Dijital Varlıklar Nasıl Etkileniyor?

OdailyOdaily

Bu piyasa dalgalanmasında asıl başrol, tek bir hisse ya da sektör değil, kritik seviyeye yeniden yaklaşan ABD tahvil getirileri.

1 Eylül'de BiyaPay piyasa verilerine göre ABD borsalarındaki üç ana endeks zayıflamaya devam etti. Dow %0,8, S&P 500 %0,7 ve Nasdaq %1 düşerek üst üste üçüncü işlem gününü de kayıpla kapattı. Aynı zamanda 10 yıllık ABD tahvil getirisi yaklaşık %4,79'a, 30 yıllık getiri ise %5,3'e yaklaştı. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon endişeleri, Fed'in Eylül toplantısının yaklaşması ve ABD'nin mali baskıları bir araya gelince piyasa doğal olarak yeniden hesap yapmaya başladı.

 

ABD tahvil getirileri neden bu kadar önemli?

Çünkü küresel varlık fiyatlamasının en temel referans noktalarından biri. Faizler yükseldiğinde hisse senetleri, altın ve dijital varlıklar aynı tabloda yeniden karşılaştırılır. Hisse senetlerinde değerlemelerin dayanıp dayanamayacağına, altında reel faiz ve doların seyrine, Bitcoin ve Ethereum gibi dijital varlıklarda ise daha çok likidite ve risk iştahına bakılır.

Bu yüzden ABD tahvil getirilerinin %5'e yaklaşması, yalnızca tahvil piyasasının kendi dalgalanması olarak görülemez.

ABD tahvilleri hareket edince hisse senetleri gerilir; bu yeni bir hikâye değil. Ancak bu kez baskı yalnızca Fed'den değil; petrol fiyatları, mali açık, Trump yönetiminin politika temposu ve yapay zekâ yatırımlarının yarattığı finansman ihtiyacından da geliyor. Piyasanın asıl endişesi günlük iniş çıkışlar değil, yüksek faiz ortamının beklenenden daha uzun sürebileceği.

Bu varlıklar arasındaki bağlantı güçlendikçe, tek bir piyasaya bakmak sinyalleri kaçırmaya neden olabilir. Örneğin BiyaPay uygulamasında ABD hisseleri, Hong Kong hisseleri, BTC ve ETH gibi varlıkların fiyat hareketleri aynı anda izlenebilir. Küresel tek duraklı bir varlık dağıtım platformu olan BiyaPay; dijital varlıklar, ABD hisseleri, Hong Kong hisseleri ve itibari para birimi dönüşümü gibi çoklu varlık senaryolarını kapsar ve farklı piyasalar arasındaki fiyat değişimlerini ve risk iştahı geçişlerini gözlemlemek için daha uygundur.

Bu tür yüksek oynaklıklı piyasalarda asıl önemli olan tek bir fiyat noktasına kilitlenmek değil; ABD tahvilleri, dolar, teknoloji hisseleri, altın ve dijital varlıklar arasında kimin önce tepki verdiğini, kimin takip ettiğini görebilmektir. Böylece hisse senetleri, altın veya dijital varlıklardaki dalgalanmalara dönüp bakıldığında mantık çok daha netleşir.

 

ABD tahvilleri %5'e yaklaşırken piyasanın endişesi yalnızca faiz değil

10 yıllık ABD tahvil getirisinin %4,8'e, 30 yıllık getirinin %5,3'e yaklaşması, yalnızca kısa vadeli faiz artırım beklentisini değil, piyasanın uzun vadeli fonlama maliyetini yeniden fiyatladığını gösteriyor.

Kısa vadeli faizler daha çok Fed politikasıyla ilgiliyken, uzun vadeli faizler daha karmaşıktır. Enflasyona, mali açığa, tahvil arzına, büyüme beklentilerine ve uzun vadeli fonların tahvilleri almaya istekli olup olmadığına bakar. ABD borcu 40 trilyon doları aşmış durumda ve faiz ödeme baskısı giderek ağırlaşıyor. Hazine sürekli tahvil ihraç etmek zorunda ve piyasa doğal olarak riski telafi etmek için daha yüksek getiri talep ediyor.

Trump'ın çıkmazı da burada. Siyasi olarak güçlü ekonomi, istikrarlı borsa ve düşük finansman maliyeti ister; ancak tahvil piyasası yalnızca sloganlara değil, enflasyon verilerine, mali patikaya ve uzun vadeli kredi itibarına bakar. Petrol fiyatları yükselmeye devam ederse enflasyon baskısı geri döner; mali açık hafiflemezse uzun vadeli tahvil arz baskısı da kolay kolay kaybolmaz. Bu faktörler var olduğu sürece ABD tahvil getirilerini basitçe aşağı çekmek kolay olmayacaktır.

Dolayısıyla bu piyasa hareketinin özü, "Fed faiz artıracak mı artırmayacak mı" kadar tek boyutlu değil; fonlar, yüksek faiz ortamının daha önce düşünülenden daha uzun süreceğinden şüpheleniyor.

 

Hisse senetleri için baskı önce değerlemelere yansıyor

ABD tahvil getirilerindeki yükselişin hisse senetleri üzerindeki en doğrudan etkisi değerleme baskısıdır. Özellikle teknoloji, yapay zekâ ve yüksek büyüme hisselerinde fiyatlar genellikle geleceğe yönelik yüksek büyüme beklentilerini içerir. Risksiz faiz yükseldiğinde gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değeri düşer ve piyasanın yüksek değerlemeli varlıklara toleransı azalır.

Nasdaq'ın bu düzeltmede daha zayıf performans göstermesinin nedeni de budur. Yapay zekâ ana teması çürütülmüş değil; bulut bilişim, çipler, veri merkezleri ve enerji altyapısı hâlâ piyasanın ilgi odağı. Ancak sorun şu ki, yapay zekâ tedarik zinciri geçmişte çok hızlı yükseldi ve birçok şirketin hisse fiyatı gelecek birkaç yılın büyüme beklentilerini şimdiden fiyatladı. Şimdi ABD tahvil getirileri yükselince piyasa doğal olarak siparişlerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini, brüt kâr marjlarının korunup korunamayacağını ve sermaye harcamalarının nakit akışını olumsuz etkileyip etkilemeyeceğini sorguluyor.

Basitçe söylemek gerekirse, düşük faiz ortamında piyasa uzak gelecekteki hikâyelere para ödemeye daha isteklidir; yüksek faiz ortamında ise kâr, nakit akışı ve belirlilik daha önemlidir.

Önümüzdeki dönemde ABD hisse senetleri için kilit nokta da budur. Finansallar iyi diye mutlaka yükseliş, kötü diye mutlaka düşüş olmaz; şirketlerin sunduğu büyüme kalitesinin, faiz artışının yarattığı değerleme baskısını dengeleyip dengeleyemeyeceği belirleyici olacaktır.

 

Altın da basit bir güvenli liman işlemi değil

ABD tahvil getirilerindeki yükselişin altın üzerindeki etkisi daha inceliklidir.

Altının kendisi faiz getirmez. ABD tahvil getirileri yükselip dolar güçlendiğinde altın tutmanın fırsat maliyeti artar ve altın fiyatı genellikle baskı altına girer. Son dönemde altının yüksek seviyelerden gerilemesinin arkasında bu mantık var. Kamuya açık verilere göre 1 Eylül'de altın vadeli işlemleri bir ara 4.400 dolar civarının altına düştü ve Ağustos sonundaki zirveden belirgin şekilde geriledi.

Ancak altın yalnızca bir faiz varlığı da değildir. Piyasa mali açık, jeopolitik risk, enflasyonun tekrarlaması ve para birimine güven konusunda endişe duyduğu sürece altına güvenli liman ve korunma talebi devam eder. Dolayısıyla altın şu anda iki güçle karşı karşıya. Bir yanda yüksek getiriler ve güçlü dolar fiyatı baskılarken, diğer yanda mali ve jeopolitik riskler destek sağlıyor.

Bu da altının kısa vadede yalnızca "güvenli liman" etiketiyle değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Asıl izlenmesi gereken reel faizdir. Nominal faiz enflasyon beklentisinden hızlı yükselirse altın baskı altında kalır; enflasyon ve mali endişeler artmaya devam ederse altın yeniden fon çekebilir.

 

Dijital varlıklar likiditeye ve risk iştahına bakar

Bitcoin ve Ethereum gibi dijital varlıklar da ABD tahvil getirilerine oldukça duyarlıdır. Nedeni karmaşık değil; dijital varlıkların kısa vadeli işlemlerinde likidite ve risk iştahı büyük ağırlık taşır.

ABD tahvil getirileri yükselip dolar güçlendiğinde piyasa fonları daha belirli getirili varlıklara yönelme eğiliminde olur ve riskli varlıklar baskı altına girer. Haberlere göre 1 Eylül'de Bitcoin seans öncesinde bir ara yaklaşık 77.900 dolar civarına geriledi ve ABD teknoloji hisseleriyle birlikte faiz artışından etkilendi. Bu, makro baskının güçlü olduğu dönemlerde dijital varlıkların küresel likidite ortamından tamamen kopmadığını gösteriyor.

Ancak dijital varlıkların bir başka yüzü daha var. Piyasa ABD mali açığı, para birimine güven ve uzun vadeli borç baskısını tartıştığında Bitcoin, bazı fonlar tarafından "makro korunma varlığı" çerçevesinde değerlendirilir. Yani kısa vadede yüksek faizden baskı görürken, orta ve uzun vadede mali ve parasal sorunlarla yeniden fiyatlanabilir.

Dijital varlıkların şu anki en karmaşık yanı da budur. Ne tamamen riskli bir varlık ne de istikrarlı bir güvenli limandır; farklı piyasa koşullarında anlatı değiştirir. Faizler yükseldiğinde riskli varlıklarla birlikte baskı altına girer; mali güven tartışıldığında yeniden ilgi görebilir.

 

Eylül toplantısı öncesinde piyasa verilere odaklanmaya devam edecek

Fed'in bir sonraki FOMC toplantısı 15-16 Eylül'de yapılacak. Warsh, Jackson Hole konuşmasında %2'lik PCE enflasyon hedefinin sabit bir hedef olduğunu ve kısa vadeli faizlerin çifte görevi gerçekleştirmenin ana aracı olmaya devam ettiğini vurguladı. Ayrıca 12 aylık PCE enflasyonunun %3,7, 6 aylık değişimin ise %4,1 olduğunu ve enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde seyrettiğini belirtti.

Bu sözlerin piyasaya etkisi doğrudan oldu. Fed net bir patika vermedi ancak piyasaya şunu söyledi: Enflasyon hedefe yeterince hızlı dönmediği sürece politika kolayca gevşemeye geçemez.

Önümüzdeki dönemde tarım dışı istihdam, TÜFE, PCE, petrol fiyatları ve ABD tahvil ihaleleri piyasa beklentilerini etkileyecek. Veriler güçlü gelmeye devam ederse veya enflasyon baskısı belirgin şekilde soğumazsa ABD tahvil getirileri yüksek seyredebilir ve hisse senedi değerleme baskısı sürebilir. Ekonomik veriler belirgin şekilde zayıflarsa piyasa bu kez enflasyon endişesinden büyüme endişesine döner.

Mevcut piyasada karar vermeyi zorlaştıran da budur. Enflasyon tam olarak çözülmüş değil, büyüme de belirgin şekilde yavaşlayamaz; hem Fed hem piyasa daha fazla kanıt bekliyor.

 

Asıl değişken, fonlama maliyetinin yeniden yükselmesi

Dolayısıyla ABD tahvil getirilerinin %5'e yaklaşmasının hisse senetleri, altın ve dijital varlıklar üzerindeki etkisi kesin olarak mevcut; yalnızca yönü tamamen aynı değil.

Hisse senetlerinin en çok korktuğu şey değerlemelerin yeniden iskonto edilmesi, özellikle yapay zekâ ve teknoloji büyüme hisselerinde. Altın kısa vadede yüksek faiz ve güçlü dolardan baskı görürken, mali, jeopolitik ve enflasyon riskleri ona destek sağlıyor. Dijital varlıklar ise likidite baskısı ile makro korunma anlatısı arasında sıkışmış durumda ve kısa vadeli oynaklık daha büyük olacak.

Trump'ın piyasa duyarlılığını istikrara kavuşturup kavuşturamayacağı da sonuçta tahvil piyasasının ikna olup olmamasına bağlı. Uzun vadeli ABD tahvil getirileri yüksek kalmaya devam ettiği sürece küresel varlıklar tekrar tekrar yeniden fiyatlanacak. Hisse senetlerinde kârların faiz baskısını dengeleyip dengeleyemeyeceğine, altında reel faiz ve güvenli liman talebine, dijital varlıklarda likidite ve risk iştahına bakılacak.

Bu piyasa hareketinin piyasaya asıl hatırlattığı şey, yalnızca büyüme hikâyesine odaklanan işlem ortamının değişmekte olduğudur. Fonlama maliyeti yeniden yükseldikten sonra her varlık sınıfı aynı soruyu yanıtlamak zorunda: Fiyatların içindeki beklentiler, yüksek faiz sınavına dayanabilecek mi?

Bu içerik yalnızca bilgilendirme ve eğitim amaçlıdır ve BTCC ile ilgili yatırım tavsiyesi teşkil etmez. BTCC yukarıdaki içeriğin doğruluğunu, kesinliğini veya özgünlüğünü garanti etmek için elinden geleni yapmaktadır ancak bu konuda garanti veremez.

Önerilen

Küresel Borç Döngüsü 'Borç Silme' Aşamasına Girmekten KorkuluyorABD-İran Savaşı Altı Ayı Doldurdu: IMF Küresel Büyüme Tahminini Yıl İçinde İkinci Kez %3,0'a DüşürdüABD Temmuz PCE Enflasyonu Yüzde 3,7'ye Ulaştı, Fed'e Faiz Sabit Tutma Alanı SağladıABD-İran Çatışması Yeniden Alevlendi: Nedenleri ve Piyasa TepkisiABD ordusu Hürmüz mayınlarını temizlediğini iddia ediyor! Goldman Sachs Orta Doğu petrol ihracatının savaş öncesi seviyenin üçte ikisine geri döndüğünü tahmin ediyor